Mütercim- Tercümanlık Bölümleri Eskiden Nasıldı?
Mütercim-tercümanlık bölümü 90’lı yıllarda açılmaya başladıysa da bu bölüm 2000’li yılların başında sadece dört üniversitesinde vardı: Boğaziçi üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi ve Atılım Üniversitesi. Bu dört üniversitenin mütercim-tercümanlık bölümlerine gelen hemen hemen tüm öğrencilerin tek bir amacı vardı: dili olabildiğince çok iyi öğrenip televizyonda gördükleri gibi simültane tercümanlık yapmak. O zamanlarda televizyonda konuşma yapan devlet başkanlarının konuşmaları zaman zaman eşzamanlı olarak tercüme edilirdi. İnsanlar konuşma yapanın konuşmasından ziyade simültane tercüme yapan tercümanın konuşmasına odaklanırdı. Nasıl böyle bir şey olur diye hayret ediyorlardı. Bir devlet başkanının veya önemli mevkide olan bir kişinin çoğu zaman yazılı bir metne dayanan konuşmasını çoğu zaman hiçbir şey atlamadan tercüme etmek, bu arada bir cümleyi dinlerken bir öncekini tercüme etmek, bilmediği bir kavram çıkarsa bunu kotarmaya çalışmak gerçekten herkesin becerebileceği bir şey değildi.
Ama şimdi belki onlarca üniversitede mütercim-tercümanlık bölümü açıldı. Bir yandan tercüman adaylarının sayısı artarken öbür yandan yapay zekanın çıkmasıyla tercümeye olan ihtiyaç azalırken mütercim-tercümanlık mezunları ne yapacak?
Eskiden tercümanlık çok prestijli bir işti.
Başaran Yeminli Tercüme Bürosu olarak Türkiye Borsalar Birliği, Bakanlıklar dahil birçok kuruma simültane tercümanlık hizmeti sunduk. Ama tercüman sayısı arttığı için bireysel olarak herkese yetecek kadar artık iş yok. Gelecekte Almanca tercümesi, İngilizce tercüme, Arapça tercüme vs. alanlarda tercüme yapmayı beklerken yarın tercümanlık yapma imkanı bulamayacak kardeşlerimiz ne yapacak?
Tercümanlık Mezunları Şimdi Ne Yapabilirler?
Birincisi mütercim-tercümanlık bölümünde okumanız sizin mutlaka Kızılay‘da veya Taksim‘de ya da başka bir yerde bir tercüme bürosunda oturup Taksim’de yeminli tercüme hizmeti veya Kızılay’da yeminli tercüme hizmeti vereceğiniz anlamına gelmiyor. Siz yarın öbür gün Arapça tercüme yapmayabilirsiniz ama Arapça bildiğiniz zaman karşınızda bir Arap dünyası var. İş sahanız genişler. İlla orada çalışacaksınız diye bir şey yok. Türkiye’ye gelip ticaret yapan, otelde kalan, emlak alan vs. ile ilk ilgilenenler Arapça bilenlerdir. Artık çocuklar bile Arapça öğrenip Dubai, Kuveyt, Abu Dabi gibi ülkelerde yüksek ücretlerle çalışmanın hayalini kuruyorlar.
Aynısı İngilizce bölümünde, Fransızca bölümünde Çince bölümünde… vs. okuyanlar için de geçerlidir.
Bu gün dünyanın birçok yerine İngilizce konuşuluyor. Bu insanlar Türkiye’ye geldiğinde herhangi bir şekilde onlara hizmet verecek olanlar İngilizce bilenlerdir. Sadece tercümanlık olarak düşünmeyin. Afrika’dan, Hindistan’dan, Pakistan’dan Türkiye’ye ticaret için, emlak satın almak için, turistik amaçla veya hastanelere gelen on binlerce insan var. Aynısını Fransızca ve Arapça için düşünebilirsiniz. Bu insanlarla ilk irtibatı kuracak olanlar bu dilleri çok iyi derecede bilenler olacaktır.
Çin’in bir kuşak bir yol projesi kapsamında yük treni Türkiye’den geçiyor. Türkiye’de fabrika kurup yatırıp yapan yüzlerce Çinli şirket var. Yarın on binlerce Çinli Türkiye’ye turistik, mülk alımı, şirket kurma, çalışma ve başka sebeplerle Türkiye’ye gelebilir. Gelmesi de muhtemeldir. Bu insanları Türkiye’de karşılayacak olanlar Çinceyi çok iyi derecede bilenler olacaktır.
Peki nasıl tercüman olabilirsiniz?
Aldığınız diplomayı yanınıza alarak Kızılay’da bir tercüme bürosuna giderek çalışmak istediğinizi söylersiniz, onlar da sizi ingilizce, Almanca Fransızca, Arapça, Farsça veya başka bir dilde istihdam etmek üzere notere götürüp sizi yeminli tercüman yaparlar.
Peki yeminli tercüman olduktan sonra yeteri kadar iş alabilecek misiniz? Bu tamamen çalıştığınız büroya bağlı. Büyük bir büro ile çalışıyorsanız çok iş alırsınız ama küçük bir büro ile çalışıyorsanız biraz zor.
Eskiden tercümanlar hiçbir iş yapmadan önce yıllarca okudum diyorlardı. Şimdi iş bulurlarsa çalışırlar.
